atak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2011 Çarşamba

Panik atağa bir güzel patak 2

 tam da dün enerjimin neden bu kadar düştüğünü, niye birdenbire böyle olduğumu, benim ona enerji verdiğimi, bana ne olduğunu telefonda soran ve zar zor nefes alarak konuştuğumu ve konuştukça nefesimin daraldığını bir türlü anlamayan(hem de doktor arkadaşım), ben konuşmayı kesmeye çalıştıkça ve daha kötü oldukça bir türlü susmayıp iyice anksiyete düzeyimi yükselten arkadaşım, hala daha yalvarmama rağmen rahat bir zamanda yapabileceğimiz işi aceleye getirmeye çalışan arkadaşım beni yorduğunda bir kez daha anladım ki panik atağı olmayan bir insanın hekim bile olsa başka birini anlaması imkansız.

ben tam bunları düşünürken ve yine bir spam mail ile karşılaştığımı zannederken barry joe mcdonagh sanki yaşadıklarımı hissetmişçesine aynı şeylerden bahseden bir mail göndermiş: (sonradan ek, aslında arada bir gönderiyormuş)

dear berte,

one of the hardest things about having anxiety
and panic attacks, is that the people around you simply
do not understand how you feel.

you tell them how terrifying a panic attack is and they
think you are just exaggerating. you explain the anxious
thoughts you have and they remark, "hey i get stressed too".
you tell them that you wake each morning with a sense of
dread, and they say "oh come on, who is a morning person?".

they simply don't get it.

the weekend is coming up and your partner wonders why
you can't just go out for dinner with friends and leave
your fears behind? what they don't get is that sometimes
you think you will actually die the fear is so intense
and that your mind is in such a fog that you won't be
able to enjoy yourself for a minute.

read the full post on my blog here:

http://www.panicaway.com/blog/people-do-no-undertand-how-you-feel

açıkçası benim hiçbir zaman ölüm korkum olmadı, atipik bir panik ataklıyım sanırım ama ölüm kısmını atarsanız diğer kısımlar uyuyor. ne demiş barry?

anksiyetenin ve panik atağın en zor tarafı, çevrenizdeki insanların en basitinden sizi anlamamasıdır.

onlara panik atağın ne kadar korkutucu olduğunu anlatırsınız ve onlar abarttığınızı düşünür. kaygılarınızı açıklarsınız ve derler ki "hey, ben de stres altındayım, nedir yani?" sabahları uyandığınızda kendinizi berbat hissettiğinizi söylersiniz ve derler ki "hadi yapma, kim sabah neşeli uyanıyor ki?"

kısacası bir halt anlamazlar, gerçekten anlamazlar. (yıllarca arkadaşlarım, e ben de kendimi kötü hissediyorum, ne var bunda? dedi, ben de eben dedim...)

haftasonu yaklaşıyordur ve sevgiliniz neden korkularınızı geride bırakıp arkadaşlarla eğlenemeyeceğinizi merak ediyordur. anlamadıkları şey şu ki, (neyse ki bu kısım hiç olmadı bende) bazen ölüm korkunuz o kadar yoğundur ki başınız böyle dumanlıyken iki gıdım bile zevk alamayacaksınızdır.

işte gerisinde de blog linki geliyor, işinize yarar mı bilemem ama denemesi bedava. 



(07.04.2011 19:31)


 10 gün önce çok ciddi bir atak geçirdim. içinde bulunduğum şartlar ve ilacımı iki gün aksatmış olmam, daha doğrusu edinmeye fırsat bulamamam da durumu etkiledi.(meğer o gece annem mide kanaması geçirmiş ben atak geçirirken) yine barry amca hissetmiş ki bir ileti daha aldım... röportajı dinlemedim, koşullarım o kadar uygun değil, dinlemek isteyenler için:

does your doctor understand your anxiety? did he or she explain
what was going on and the options that were open to you?

(doktorunuz anksiyetenizi anlıyor mu? size ne olduğunu ve opsiyonlarınızı açıkladı mı?)

dr harry barry is a well know doctor here in ireland
who i admire greatly as he has an excellent reputation
for helping his patients deal with anxiety and depression.

(doktor heri beri irlanda'da tanınmış bir doktor, kendisine hayranım, hastalarının anksiyete ve depresyonla mücadele etmelerine yardım etmesi ve ortaya koyduğu başarı süper felam)

i had the opportunity to interview him recently and i
want to share the interview with all of you. his approach
completely aligns with my program panic away and for
anyone that still feels threatened by the sensations of
panic or anxiety, i think you will find his words very reassuring.

(geçenlerde kendisiyle bir röportaj yapma fırsatı buldum ve röportajı sizinle de paylaşmak isterim. yaklaşımı benim defol panik programımla örtüşüyor ve panik veya anksiyete sorununun başlarında kara bir bulut gibi dolaştığını hisseden herkes için de uygun. sözlerini çok güven verici bulacaksınız bilmemne)

accent warning -this is an interview with two irish men
on the line ;)

(aksan uyarısı: gerçi ingilizce bilmiyorsanız bundan sonrası işinize yaramaz, bilenlere de çevirmeye gerek yok mok)

click here to hear it:

http://www.panicaway.com/blog

to your success

barry joe mcdonagh
www.panicaway.com 



(18.06.2011 16:16)




Panik atağa bir güzel patak

 tüm panik atak hastalarına ithaf ettiğim entry'm olur. yok efendim panik ataktan nasıl kurtuldum, panik atakla mücadele etmenin yedi yolu gibi baştan kaybeden bir yazı olsun istemedim. burada paylaşacağım bilgiler panik atağımı kontrol etmemde bana oldukça yardımcı oldu. çünkü bu bilgileri benimle paylaşan kişi hariçten gazel okuyan biri değil, bizzat yaşayan birisi. arkadaşım ingiliz olduğu için ara sıra britanya kediliği yapabilirim. elimden geldiğince düzgün anlatmaya çalışacağım.

günümüzde panik atak gülse birsel'in nasıl oldu da yarattığını anlamadığım iğrenç burhan altıntop karakteri ile iyice dalga geçilen bir hastalık haline geldi, bende malesef bu kadar ünlü değilken baş gösterdiği için uzun süre başıma ne geldiğini bile(doktorlar da anlamadı, o derece, şeker tiroid baktılar hep) anlamadım.

öncelikle panik atağın bir anksiyete bozukluğu olduğunu ama her anksiyete bozukluğunun panik atak olmadığını belirtme gereksinimi duyuyorum.

panik atak hastalarında en sık rastlanan atak sırasında nefes alma zorluğu çektikleri/boğuluyor gibi hissettikleri için aşırı hızlı soluk alıp verme, tıbbi dil ile hipervantilasyon. kendimizi kurtaracağımızı sanarak aldığımız bu sık nefesler bakalım aslında bizi nasıl etkiliyor? aslında panik bozukluğu olan birçok kişi, istatistiklere göre %60, rahat olsalar bile normalden çok daha hızlı nefes alma eğiliminde. kendinizi stres altında hissettiğinizde nefeslerinize dikkat edin, biz bilinçli yapmadığımız için farkında olmuyoruz, dikkatimizi yönelttiğimizde fark ediyoruz ancak. bu benim için de uzun süre büyük bir sorun oldu.

hipervantilasyon ile ilgili en önemli şey şu ki biz her ne kadar oksijensiz kaldığımızı zannettiğimiz için aşırı nefes almaya başlasak da tam tersi doğru.

ne demek bu şimdi? ben bunu ilk sigaradan sigara bağımlılığına giden yola çok benzetiyorum. sigara içtiğimizde geçici olarak serotonin salgılanır ilk başta ve kendimizi iyi hissederiz. bunun yanında pek çok psikolojimizi olumsuz etkileyecek salgılar da aktif hale gelir ki serotonin kırıntı gibi kalır. ne yaparız bu durumda? bir sigara daha yakarız. geçici olarak mutlu olup sigarayı söndürdüğümüzde yine berbat hissederiz ve daha fazlasına ihtiyaç duyarız. bu kısır döngü böyle gider. nereden mi biliyorum? çok sonrasında, yani şimdi korkunç bir alerjiye yakalanmış olsam da vücudumun içine etmeden önce ben de bir tiryakiydim. hatta yirmi yaşındayken sigarayı ilk kez bıraktığımda, üçüncüde alerji çıkması ile tamamen bıraktım, yedi yıldır sigara içiyordum. neyse sigara tiryakilerine değil panik atak ekürilerime yardım ederim belki diye yazıyorum bunları, sadede gelelim.

hipervantilasyon ile vücudunuz çok fazla oksijen alır. bu oksijeni kullanmak için (kandan süzülmesi için) vücudunuzun belirli bir miktar karbondiyoksite ihtiyacı var, değil mi?

aşırı hızlı soluk aldığınızda vücudunuza gerekli karbondiyoksiti sağlamadan yüksek dozda oksijen yüklemiş oluyorsunuz(so what). dolayısı ile o oksijen vücudunuz tarafından kullanılamıyor. siz nefessiz kaldığınızı hissederken aslında sorun fazla nefes almış olmanız burada. işte bu nedenle nefesim yeterse size hipervantilasyonu nasıl kontrol altına alacağımızı anlatmaya çalışacağım.

önce hipervantilasyonun ve paniğin belirtilerinden bir kısmını yazayım:

+ sersemlik
+ baş dönmesi
+ nefes darlığı
+ kalp çarpıntısı(bunun için ilaç bile kullandım, dideral)
+ hissizlik
+ göğüs ağrısı
+ ağız kuruluğu
+ soğuk ve/veya nemli eller
+ yutmada zorluk çekme
+ titreme/ürperme
+ terleme
+ halsizlik
+ bitkinlik

peki nasıl kurtulacağız hipervantilasyondan? şöyle:

hipervantilasyondan muzdarip herhangi bir kişi panik ve aşırı heyecan belirtileri gösterecektir. peki daha dengeli ve normal nefes almayı nasıl öğreneceğiz? işte benim aldığım destek burada başlıyor. 3 adet teknik var, bakalım bakalım:

a tekniği:

nefesinizi tutun. nefesinizi kendinizi zorlamadan tutabildiğiniz kadar tutmanız karbondiyoksit israfını önleyecektir. nefesinizi bir süre 10 veya 15 saniye tutup bırakmanız işe yarayacak.

b tekniği:

kese kağıdına nefes alıp verin. bu dışarı verdiğiniz karbondiyoksiti geri almanızı sağlar. gerçi bunu her yerde yapamazsınız, zaten kese kağıdı yazmamla gülmeye başlayanlar oldu. ortalık yerde yapmanız garip kaçsa da gerçekten işe yarayan bir yöntem. umursamıyorsanız her yerde yapın bence. gerektikçe elbette. sonra deliberte bizi maymun etti olmasın.

c tekniği:

burnunuzdan nefes alıp verirken ağır bir egzersiz yapın. tempolu bir yürüyüş veya koşu hipervantilasyonu giderir. ayrıca düzeli spor yapmanın da yaşanan panik atak sayısında büyük bir düşüş sağladığı bir gerçek.

eğer nefesiniz "düzensiz"leşmeye başlarsa veya çoğu zaman zaten böyleyse bunu en güzel egzersiz yaparak yoluna koyarsınız. düzenli spor yapmanın sağlığa sayısız faydası var. biri de bu. kendimde de gözlemlediğim için paylaşmakta beis görmüyorum.

mesela diyafram nefesi almak da çok işe yarıyor. göğsünüzü değil de karnınızı şişiriyorsunuz. bu nefes alma türü hipervantilasyonun tam zıddı bir tarzda olduğu için nefesi düzene sokmada oldukça etkili. dikkat edilmesi gereken tek nokta verilen nefesin alınan nefesten uzun süreli olması.
bu sinir sisteminizdeki "rahatlama" dam sorumlu nöron bakanlarını uyarıyormuş. bu biyolojinin basit bir kanunu ve bu şekilde nefes aldığınızda vücudunuza rahatlamanın dışında bir seçenek bırakmıyorsunuz.

vücudun tepki vermesi birkaç dakika sürebilir, sabırlı olun. rahat bir yere oturup gözlerinizi kapatın. nefes alırken 7, verirken 11 sayın. hatta yapabiliyorsanız bir iki saniye tutun nefesinizi, kendinizi asla "bu sefer uzun tutucam huleayn" diye zorlamayın. ayıp.

başlarda yapması zor geliyor ama bu egzersizler düzenli yapıldığında genel stres ve anksiyete düzeyinizde de bir düşüş oluyor. hatta zamanla panik atağın veya anksiyetenin yaklaştığını hissettiğinizde otomatik olarak bu şekilde nefes alırken bile yakalayabiliyorsunuz kendinizi. boşanma davası açmayın.

çok uzun oldu, aslında başka süper yöntemler de var ama beni en çok etkileyen ve çok işe yarayan bir teknik olduğu için bundan başlamak istedim. daha fazla uzatmamak adına da diğer yöntemleri ayrı yazacağım, bir yandan kenarımı kaybederim diye de korkuyorum, korkmuyorum da değil. bir yandan buraya kadar geldiyseniz zaten siz de bu dertten muzdaripsiniz. o kadar yazmışım, hayatta bir daha bu kadar cümleyi toplayamam, yani üşenirim de ondan toplayamam. ben bile yazarken sıkıldım. sizi düşündüm toparlayayım, insanlar uyumaya başladı dedim ve toparlıyorum:

vücuttaki stresi yok eden hormonları sürekli uyarırsak "panik" olmamız da giderek daha zor hale gelir. burada anlatılan yöntem hipervantilasyon için çok müthiş sonuçlar elde etmiş sizler için özel laboratuvarlarımızda ürettiğimiz yöntemler olup mis gibi de çalışıyorlar.

işte bir de şu seven/eleven egzersizini(7 nefes alırken, 11 nefes verirken) yapın her gün beş dakika. sizden kraliçesi olmaz!    

                                                                                                       (11.02.2010 00:56) 


çarpıntı sorununa destek için bitkilerden (tang queiveya beta blokerlardan, nam ı diğer ilaç, (dideral) yararlanılabilir.                                                                                                           


                                                                                                        (28.05.2010 17:28)


 patak kısmı değil ama süreç hakkında yazdığım bir yazı.(bu yazı emdr başlığında)

bir hocam derdi ki 'bazen çözüm üretmektense sorunu doğru ortaya koyabilmek daha önemlidir.'

her zaman sorunu doğru bir şekilde ortaya koyabilmiş miyiz diye bakmalıyız, yoksa bulduğumuz çözümler sorunun yörüngesine girer belki ama kalbine değemez. kısacası, işe yaramaz.



(02.04.2011 04:02)                                                                                                                    



Panik ataktan nasıl kurtuldum? -palavra palavra palavra-

 bu kitap sayesinde "tüm panik ataklılar" adına beyanlar verildiğini görüyoruz. "'yaşadıkları olumsuzluklar bittikten sonra, tam düzlüğe çıktıklarında panik atakların başladığını' söylüyorlar. bende de öyle olmuştu. psikolojik, ruhsal bir tükenişin işareti bu..."" bir kere ben bu grubun içinde olmadığıma göre keşke yazar genelleme yapmasaymış, kesinlikle katılmıyorum. panik ataklılar kurban falan da değil, neden böyle görmüş kendisini anlayamadım. sonuçta panik atak tek başına ve durduk yerde gelen bir illet değil. keşke böyle beylik laflar etmek yerine kendisinin nasıl baş ettiğini yazsaymış ki kurtulmanın mümkün olduğunu sanmıyorum. 11 senedir bu hastalık bende de var ve durulduğu ve şiddetlendiği dönemler oldu. atak geçirmediğim uzun süreçlerde asla ben kurtuldum deme cüretini kendimde görmedim. elbette bu 11 sene bana epey deneyim kattı ve ben de ne zamandır panik atakla nasıl baş ettiğimi paylaşmayı düşünüyordum ki uygun başlık ararken bunu gördüm, yöntemlerimi bugün yazmaya başlayacağım ben de, böylece birilerine beylik laflar etmeden tıbbi yönünü göstererek bir faydam dokunur belki. hatta bugün britanya'nın kedisi olduğum için how to cope with panic attack yazasım da var, yok değil.
(28.01.2010 17:10)

Panik atak düşleri

 seçilebilecek en berbat kitap adı. panik atak düşü nasıl olur biri bana anlatsın lütfen, o sırada düş görecek hal mi kalıyor insanda. en fazla kabusumsu bir deneyim yaşarsın. sanki panik atak çok süper bir hastalık, üzerine bir de düş kuruyoruz. delüzyonla karıştırdı zaar.

yazarın bir sonraki eserinin adı da şizofreni özlemi olur herhalde. hani şizofrenler yaratıcı oluyor diye şizofren olmak isteyen dallamalardan bahseder o kitap da...

(10.02.2010 17:45)

böyle bir kitap yazmaya cüret edeni tüm panik ataklılar toplanıp ne kadar dövsek azdır.

20 Aralık 2011 Salı

Dideral -pembe bir ilaç öyküsü-

 anksiyete düzeyi arttığında doktorunuzdan ısrarla nasıl kullanmanız gerektiğini isteyiniz. çünkü bu ilaç müthiş bir ilaç olmakla beraber doktor önermediği sürece öyle bir bir, yarım yarım alınacak bir ilaç değil. en güzeli de bağımlılık yapmıyor. kısa sürede sonuç alıp bırakabiliyorsunuz. ihtiyacınız olduğunda tekrar alabiliyorsunuz. panik atakla gelen kendini bilmez kalp çarpıntılarına birebir. zaten doktorunuz verdiyse verirken aslında kalp hastası olmadığınızı ama atak geldiğinde hissettiklerinizin fizyolojinizi de etkilediğini ve işte gecenin bir yarısı saçmalattığını, ne yazıyorum ben yahu? herkeste etkisi farklı elbette diye bilimsel bitireyim, eğer sorununuz panik atak, anksiyete, sosyal fobi ve işte bunlara bağlı taşikardi oluyor ya, psikosomatik, onlara iyi geliyor. ne alaka deyip şaşırmayın. hayatta bağlayamayacağım bu sonu, tanırım, iyi ilaçtır. gerekmediği zaman, aman bir daha gelir o pis çarpıntı, ne olur ne olmaz diyerek alınmamalı. ihtiyaçtan kuruntuya geçildiğinde sadece vücuda zarar vermiş olursunuz. bitte.
(28.05.2010 03:37)