müslüm gürses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müslüm gürses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2012 Perşembe

Live To Tell Madonna

Madonna'nın benim için çok özel bir yeri vardır, çocukluğuma denk gelir pop yıldızı olması, o dönemler için de en sevdiğim şarkıcı kendisi idi, uzun süre de hep o oldu.

Bu bir yana, olmayan İngilizcemle şarkı sözlerini ezberlediğim tek sanatçı o dönem, hatta hiç unutmam, bir seferinde odama kapanmış, teybi açmış, elimde deodorant şişesi -çok tanıdık geldi , değil mi?- yine bir Madonna şarkısı söylüyordum ki içeri babam girdi, o an çok utandım, babamın yüzüne baktım ve babam dedi ki:

- aferin kızım, devam et, yabancı dili çok kolay öğrenirsin böyle...

ve kapıyı rahat rahat devam etmem için kapadı, canım babacığım.

Live to tell parçasının her zaman çok özel bir yeri oldu bende, çocukluğumdan beri, neden bilmem, belki spiritüel bir yanı olduğu içindir veya şöyle ifade edeyim, insanın ruhuna dokunduğu için. O zaman ben ne aşk bilirim ne meşk... Madonna da defalarca uyarmış a man can tell a thousand lies bin nasihat bir de değil ama musibet... 

Bir de sonda will I ever have the chance again diye neredeyse çığlık attığında aklıma sözleri Murathan Mungan'ın olan Müslüm Gürses'in Nilüfer parçası geliyor artık, her şeyi al bana beni geri ver, bir şansım olsun,
başka yer başka zaman, sensiz ömrüm olsun...

Bu gece Madonna neredeyse burnumun dibinde diyebileceğim bir yerde konser veriyor, ben maddi olanaksızlıklardan gitmeyi düşünemedim bile, düşünseymişim ve ifade etseymişim olmayacak şey değilmiş halbuki. (Kedith: bu son cümleyi yazdıktan bir gün sonra konsere gitmiş bir arkadaşım ile Madonna şarkıları üzerine konuşuyrduk, ben arşivimden dinletiyordum, kendisine doğum günü hediyesi olarak aldığı bilet için, 'Keşke sana verseymişim, sen gitseymişsin,'dedi, duygulandım.) Neyse, bir yandan istiyorum ki Live to Tell'i söylesin ve benim için söylesin. 



I have a tale to tell
Sometimes it gets so hard to hide it well
I was not ready for the fall
Too blind to see the writing on the wall



A man can tell a thousand lies
I've learned my lesson well
Hope I live to tell
The secret I have learned, 'till then
It will burn inside of me

I know where beauty lives
I've seen it once, I know the warm she gives
The light that you could never see
It shines inside, you can't take that from me



The truth is never far behind
You kept it hidden well
If I live to tell
The secret I knew then
Will I ever have the chance again

If I ran away, I'd never have the strength
To go very far
How would they hear the beating of my heart
Will it grow cold
The secret that I hide, will I grow old
How will they hear
When will they learn
How will they know




26 Mayıs 2012 Cumartesi

Jael ve Nilüfer


 刀 kendisinin ve hatta kedisinin uyumasını yasakladığım sour sour cherry. dün sabah altıyı çeyrek mi ne geçiyordu, gözleri kapansa da yüzüne su atmaya çabalamamla ayakta yayınımı dinledi. öte yandan pek güzel çalışı da tadından yenmiyor; kah danimarka semalarında kah reykjavik dolanıyor. kendisiyle birlikte bir gün müslüm gürses'in kapısına dayanıp "nilüfer" söyleteceğimize de inanıyorum. hatta gelse canlı canlı bize söylese ne güzel olur, olmaz mı berte!
(jael, 24.09.2010 03:36)


Olmaz mı be Jael? Bugün Nilüfer şarkısını yeni birine daha tattırırken Jael'den ve gece yayınlarından bahsettim, aklıma fokurdayan bilgisayarı, komik burç yorumları, hep beraber dalga geçtiğimiz Marie Claire testleri geldi.


Geceleri uyuyamayan çocuklardık, hepimiz birbirimizi tanırdık. Jael'i ilk ve son 16 Mayıs 2011'de gördüm, 17 de olabilir, belki saat 12'yi vurmuştu, kansız çıkacağını bile bile koşa koşa gelmişti. Sonra bir daha göremedim. Bir daha rastlayamadım da, sırf sevdiğim insanlarla iletişimde kalmak için açık bıraktığım sözlük hesabımdan mesaj atmaya kalktım, kilitlemiş hesabını. Kim bilir nerelere kafa izni almaya gitmiş... halbuki biz beraber Müslüm Gürses'in kapısına dayanıp Nilüfer söyleyecektik... 


Seni çok özlemişim Jael, haberim yokmuş.