beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2013 Cuma

ben onun annesiyim yavrum

Bugün artık iki anne daha bu cümleyi söyleyemeyecek, biri Beşiktaşlı futbolcu Tolga Zengin'in, diğeri ise Gezi şehitlerinden Mehmet Ayvalıtaş'ın annesi. Biri hayatta, biri değil. Biri devlet eli ile öldürüldü, diğerinin umarım uzun ömürleri olur. İki ailenin ve yakınlarının başı sağ olsun. İnsanın kalbi dayanmıyor, Mehmet Ayvalıtaş'ın annesinin de kalbi oğlunun gencecik yaşında öldürülmesine daha fazla dayanamamış, kendisini kalp krizinden kaybettik.

Başlıktaki cümle ise başka bir acılı annenin ağzından dökülüyordu birkaç yıl önce, şimdi acısı 33 yıllık olmuş oğlu hala 17 yaşında olan birinin dudaklarından:

"buraya yazmaya elim gitmemiş demek ki, kim bilir nereye yazdım? ya da yazabildim mi?

birkaç sene önce oluyor bu olay, erdal eren'in idamının yıl dönümünde bir grup bildiri dağıtıyor. bir genç kız bir kadını durduruyor, teyze erdal eren'i biliyor musunuz minvalinde şeyler söylüyor. kadın kızın yüzüne bakıyor, kim bilir nasıl bakıyor... "ben onun annesiyim yavrum," diyor. her aklıma geldiğinde ilk duyduğum andaki gibi tüylerim diken diken oluyor, düşünsenize bir kadın size tarihin kendisi olmuş cevap veriyor, sesi yürekleri eziyor geçiyor yankılanıyor... ben onun annesiyim... böyle bir acı olabilir mi? ben onun annesiyim... 

sonra ne olmuş diye merak edenler var mıdır bilemiyorum ama ben sormadım, aklıma bile gelmedi, kız donup kalmıştır herhalde, ben onun annesiyim... bu cümle insanın içini o kadar burkabilir mi?

ben onun annesiyim yavrum, ben onun annesiyim...



13.12.2010 00:59"

8 Haziran 2012 Cuma

Nilüfer Turizm ve garabetleri

Kedith: Başlığı unuttuğuma inanamıyorum!

Daha önce yazdığım şu yazıyı, Nilüfer yazıp aramaya üşenenler için direkt linki de vereyim: http://ahkamburosu.blogspot.com/2012/03/nilufer-turizmdeki-inanlmaz-mantk-hatas.html, yazmadığım bir olayı daha var yıllar öncesinden... hayvanlı, yani kedili, o da çok kötü bir olaydır, o dönem internet kullanmadığım için yazamamıştım, bir gün onu da yazacağım.

Neyse benim acil kargo göndermem gerekti, kısa sürede ulaşması gerekiyordu, ptt ve kargo şirketleri seçenekleri ortadan kalkmıştı çünkü rahatsızlığım tüm gün beni yatağa çaktı. 

Ben de göndereceğim koliyi Nilüfer Kargo ile göndereyim dedim, bilmediğin şeyi araştırmaktansa, vaktin kısıtlıysa bildiğin şey her zaman iyidir, daha doğrusu kestirmedir. Taşıyamadığım için bir çocuktan yardım istedim, sağ olsun götürdü, görevli servisin yeni kalktığını birazdan karşıdan geçeceğini söyledi,' dedim 'Geçelim karşıya sorun olmasın,' 'yok yok ben durdurumlar bir bir şeyler vs....' ve vaktim kısıtlı artı beni yıkan hastalığım da ishal, yollarda başıma bir iş gelir diye de korkmaktayım, servis geldi görevli ışık hızı ile karşıya geçmemizi istedi ve geçtik ama nasıl... otomobillerin arasından saçma sapan geçmeye çalıştık ve servis şoförü sol şeritteydi, adamı yani görevliyi sallamadı, kapıyı açmadı, öyle pacman gibi girdiğimiz anayoldan -Barbaros Bulvarı- ölmeden tekrar karşıya geçtik.

Bu arada aldığım en komik iltifatlardan biridir, yardıma gelen çocuk: 'Abla sen çok iyi bağırıyorsun şu adama bağırsana,' dedi. Zaten adam cinlerimi tepeme çıkarmış, öyle iş mi olur?! Bağırdım elbet çünkü fazlası ile haklıydım ve öğrendim ki:

Şoföre telefon dahi etmemiş, şoförün haberi yok, servis geldiğinde bizi koşturup kendi kendine neandertal hareketler yapıyor yol ortasında servis kapıyı açsın diye vs vs... Biz kaldık öyle... Çocuğun gitmesi lazım, ben koliyi taşıyamıyorum.

Döndüm ofise, bağırma faslı gerçekleşti, şoföre telefon dahi etmediğini o vakit öğrendim, 'Artık sizi 8 servisi ile göndeririz,' dedi, dedim 'Önümüzden araç geçiyor, bindirmeyi beceremiyorsunuz, o araç da mı karşıdan alacak yoksa ofisin önünden mi bari onu söyleyin, böyle saçmalık mı olur? Göz göre göre yarım saat bekletiyorsunuz...' bilmemne. 

Niye sen gidiyorsun diyenler için kargoyu Kavacık'a elden bırakmanız gerekiyor, bunun için de Nilüfer firması sizin oraya ulaşımınızda servis kullanmanızı sağlayarak yardımcı oluyor. Başka çarem yok yani.

Ben bir süre dışarıda derin nefesler alıp gittim adama 'Öğrendiniz mi? Hangi taraftan geçiyormuş?' dedim, daha sormamış, 'Daha servis saatine çok var, ben size haber vereceğim, paketinizi de karşıya ben geçireceğim,' dedi. E bir zahmet...

Servis geç kaldı, dediği gibi koliyi karşıya taşıdı ve bıraktı, yanımdaki olaylara şahit olan iyi niyetli hanımefendi ve servisten bize yardım etmek için inen iyi niyetli beyefendi olmasa iki adım götüremeyeceğim çünkü hastalık zaten sakat belime ekstra ağrılar eklemiş, mümkün değil kaldıramıyorum, sürüklüyorum.

Sonrası şenlikli oldu gerçi, yardım eden beyefendiden Rumeli Hisarı'nın 150 günde yapıldığını öğrendim, aynı beyefendi, bilişimciymiş, Coca Cola reklamında oynamak için İstanbul'a gelmiş, yardım eden hanımefendi organizatörmüş, şirketi burada kendisi Bursa'daymış, bir diğer bilişimci İzmirli, Fatmagül'ün Suçu Ne'de Kerim'in arkadaşının karısını oynayan oyuncu -adını maalesef bilemedim ama çok hanımefendi birisi o da- önümde oturuyor, sohbetin başladığı ön beşliğe erik ikram etti, güzel sohbetler başladı. Dört Bursalı, bir İzmirli, renkli karakterler hepsi, Bursa'ya gidesim geldi o an, gidebilecek olsam evden çıktığım gibi giderdim.

Kargomu sağ salim verip sağ salim yine servisle geri döndüm, halbuki gidişim de bu kadar kolay olmalıydı.


1 Mayıs 2012 Salı

1 Mayıs 2012

Bu senenin '1 mayıs'ını farklı bir şekilde kaleme almak istedim, twitter'dan insanların gönderdiği görsellerden bir demetle anlatayım dedim. Öncelikle işçi ve emekçi herkesin 1 Mayıs'ını kutlarım ve şu şarkıyı armağan ederim:




Şimdi birkaç hoş görseli paylaşmak istiyorum, en beğendiklerimden biri: 
GÖRÜNMEYEN EMEK SESİNİ YÜKSELT!


gönderen: ayı 

Kazım Koyuncu için hazırlanmış afiş harikaydı, HESLERE İNAT YAŞASIN HAYAT!


gönderen: Işın Eliçin

Çarşı grubu alışıldık pankartlardan farklı bir konuya, çocuk haklarına ve Çocuk Hakları Bildirgesi'ne dikkat çekti, çok hoştu:


gönderen: Tuncer Doger

Çocuk demişken şunu es geçmek olmaz:


gönderen: Elsa

Bu arada not düşeyim, maalesef Şirinler ve Komünizm arasında kurulan korelatif hikayenin gerçekle ilgisi yok.

Bir enstantane de Ankara'dan, 2007 Ankara Bağımsız Milletvekili adayı Müslüm Çalı ve ailesi:


gönderen: Tufan Come On

Benim gözüme çarpanlar bunlar oldu, 'şu da var!' önerilerinizi buradan veya twitter üzerinden @deliberte'ye 'mention' atarak gönderebilirsiniz. 

El fikir sağ olsun tiyatrocu arkadaşlarımızdan iki fotoğraf linki gönderdi.
En renkli kortejlerden biriymiş, olmasın mı?


gönderen: Şehrin Tiyatrosu

To Belediye?


1 mayısta  ve ve tüm oyunculuk bölümü öğrencileriyle yürüyoruz
gönderen: Şehrin Tiyatrosu

Derleme hala eksik gerçi, bir rengarenk LGBTT enstantanesi olması gerekirdi burada.



Bu yazıyı yazarken aklımda hep RedHack vardı, iyi ki varsın RedHack!

El pueblo unido jamas sera vencido!

29 Mart 2012 Perşembe

Loving Hut

Loving Hut Beşiktaş'ta, Beşiktaş hamamının sokağında, hamamın kadınlar kısmına bitişik çok sevimli bir ne lokanta, ne cafe, kendine özgü bir yer. Her zaman güzel müzikler çalar.


Burayı özel kılan sadece veganlara özgü olması. İstanbul'da veganların gidebileceği nadir yerlerden biri. 


Tüm bunları dev bir vegan burger'i mideye indirirken yazmak bana bir Vedat Milor havası vermedi değil. Vegan burgeri* nasıl yiyorsun ey vejetaryen diyenler olabilir, vegan kelimesi hala günlük hayata çok girebilmiş değil. Veganlar et dışında hayvanların ürettiği hiçbir gıdayı vücutlarına sokmuyorlar. Süt, yumurta, peynir yoğurt... hiçbiri. Bense adeta bir peynirkolik olmam ve yoğurt yemezsem ölecek hastalığına kapılmam nedeni ile hiçbir zaman vegan beslenme tarzını seçemeyeceğim. Neyse ki bu çılgın vegan yemeklerinden yememe engel değil.


Berte Milor Loving Hut'tan bildirdi.


*Burgerin içinde ise mercimek filizleri var, her şey bu şekilde cin yöntemlerle yapılıyor. Sahibisi Gizem yemek üzerine eğitim almış biri, her şeyi bilinçli kullanıyor, nefis çorbaları da var.


Durun durun afilli bitireyim, siz bu yazıyı okurken ben mis kokulu kekik çayımı yudumluyor olacağım.