yanlış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yanlış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2012 Pazar

sevgilisiz yaşayabilen insan (vaaay)

 tam da bugün bir arkadaşım durup dururken insanların mutlaka sevgilisi olmak zorunda mı diye sordu, aslında soru değildi, sevgili taklidi yapan ve sevgilisiz yaşayamayan(yazık lan), varlıklarını sadece sevgilisi olma durumu üzerinden anlamlı kılan, elinde kendisini mutlu edecek, tatmin edecek, başarı gösterdiği başka bir şeyi olmayan zavallı insanların sahte tavırlarından rahatsız olanın bir kendi olup olmadığını merak ediyordu. konuda hemfikir olduğumuz için sahteliklerinden ötürü acıdığımız mutlaka bir sevgilim olmalı insancıklarının aslında ne kadar zavallı, zayıf insanlar olduğunu rahatlıkla söyleyebildik birbirimize. güzel, akıllı, seksi, zeki, çevik, ahlaklısınız ama sevgiliniz yoksa sorunlusunuz diye kafamızı sikecek kimse yoktu. what a relief!

ben gerçekten hayatının anlamını bir sevgilisi olması üzerinden tanımlayan insanlara acıyorum. bu insanlar sevgilisiz yaşayabilen insanın, yani konu mankenimizin, özgüvenini, kendisini tanımladığı ve gerçekleştirdiği sevgililik dışında işi, hobisi, lobisi, maddi manevi tatmin olma halini kıskanıp kendisini aşağı gördüğünden bu insanı sorunlu addedip kendisini temize çekmeye çalışır ama o defterdeki her şey gitse de silgi izleri gitmediğinden asla başaramaz, bu onu daha da saldırganlaştırır.

efendim kadınsanız frijitsiniz, lezbiyensiniz (oha! çünkü lezbiyenler aşık olmuyor, sevgilileri olmuyor, sevmiyorlar) soğuksunuz, bir erkeği tatmin etme yetisinden yoksunsunuz; erkekseniz çükünüz kalkmıyor, kalksa bile tam sertleşemiyor, sertleşse bile o sertlikte kalamıyor yani beceremediğiniz için siz sevgilisiz yaşamaya mahkum oluyorsunuz bu küçük insanların küçük beyinlerinde.

çünkü sağlıklı bir insan mutlaka sevişmek ister ve siz sağlıksızsınız çünkü sevişmek istemiyorsunuz, oysa sırf cinsel ihtiyaçlarınızı gidermek için ilk kuru dalla çiçekleanladın sen gelene gitmeliydiniz, sağlıksınız işte banane banane...

aynen busunuz işte bu insanı eksik/yazık tanımlayanlar. izanınızı skiim.



(16.05.2011 02:06)




 "unutma ki, yalnız olmak; yanlış yerde ve yanlış bir kalpte olmaktan iyidir." 

charles bukowski'den.

(17.08.2011 01:34)

yanlış kısa mesajlar

genelde yanlış gelen sms'lerdir. mesela bir sabah uyandım. çok da samimi olmadığım bir kız arkadaşım bana şöyle bir mesaj atmış:

"seni zorla sevmeye calisiyorum(ilan ı aşk?) ama bunun için 1 tane bile neden yok(hmm ilginç. kendime bu saygısızlığı yapmaycambeni sevmek vs saygısızlık?. hem beni sarhos ve bunalimda bi halde birakip gittinyok öyle bir şey, neyse bir okuyalım ertesi gunde seni adam yerine koymayan 2 kiroyla mac seyretmek daha cazip gelmis olacak kiiki kıroyla maç? ne yaptigimi merak bile etmedinsabah da olsa bu noktada yanlış geldiğini anladım. pisirikligindan ezikliginden karaktersizliginden yalakalindan igreniyorum. bu yüzden seni görmek istemiyorum. anlamissindir artik beni.."
ben anladım da anlaması gereken anlamadı be güzelim. su gibi bir kız, vaktiyle tüm okul peşinde koşardı. düştüğü duruma üzülüp "ben de seni seviyorum hayatım" diye mesaj atsam da utancından ya da içinde bulunduğu ruh halinden cevab veremedi.

bir diğeri daha elim ve daha vahim bir vaka çünkü mesaj benim hakkımda atıp tutmak için bana atılmış bir mesaj. ben de o dönem içinde bulunduğum koşulları düşünüp kim bu ve kimden bahsediyor diye uzun uzun10 dakika falan düşünmüştüm. buyrun okuyalım:
"şebembu nasıl bir hitap ola ki iyi akşamlarbizde bir aradaşınkalıyo memnunuz da polis olabilir teredüt ediyok haberin var mı muharrem dikili selam hepinize"

ben kimde hangi arkadaşım kalıyor, muharrem kim derken kalan ve polis sanılan arkadaşın ben olduğunu fark edince güleyim mi ağlayayım mı bilemedim. ciddi ciddi mit ten falan sanmışlar beni. korkma sebepleri de vaktiyle bir aile bireyinin tarihi eser kaçakçılığından hüküm giymiş olması. bir de kaldığım yer öyle bir muhit ki biri sivil polis bu dese kim vurduya da gidebilirim, o derece... bu da böyle bir anımdır.

(27.11.2009 19:59)

aslında  bu anı çoook daha uzun, o yaz arkadaşlarım yazmam için ısrar etmişti, o yaz 2005'ti.  neşe kaynağımız olmuştu. yaşarken değil ama sonradan anlatırken durum epey trajikomik aslında... belki başka zaman.