30 Aralık 2011 Cuma

meme kanseri

 her ay regl sonrası mı ne memeleri milim milim ellemek gerekiyor diyorlar hep de elle elle bitmiyor kardeşim, ilk girişimimde süt bezelerini bile bir şey sanınca bir daha bakmadım. her seferinde he he diyorum ama çok sıkıcı. önemli olan memeye güvenmek. mamografi kanser riskini artıran bir çekim olduğu için düzenli mamaografi çektirenlerde çektirmeyenlerden daha fazla meme kanseri bulgusuna rastlandığını,

biliyor muydunuz?

memene güveneceksin kardeşim.

(29.06.2011 18:25)

mini etek giyip sarhoş olan kadın tecavüze uğrar

 kiliseyi falan karıştırmayacağım. burnumun dibinde olan bir olayı hatırlattı bana. komşularımız tanık oluyor, evleri çok merkezi bir parka bakıyor. yani istanbul'un bir nevi göbeği ve her zaman geçtiğimiz ve hatta benim tek başıma gecenin bir vakti hava almak için dolaşmaya çıktığım bir park.

iki erkek ve bir kız geliyor, içkililer. sonra iki erkek arasında bir kavga çıkıyor, birisi terk ediyor. komşular sese bakmak için pencereye çıkıyorlar ve arkadaş arası tartışma diye düşünürken kalan erkek kıza tecavüz ediyor, oracıkta, kız mini etek giyiyor ve kış vakti, yani çorap vs de var muhtemelen. polisi arıyorlar. adam tecavüzden sonra kızı oracıkta bırakıp gidiyor. kız ağlamaya başlıyor ve polis gelene kadar kız da gitmiş oluyor.

dedim ya, yer merkezi, emniyet müdürlüğü bir nevi burun dibi ve ailelerin bulunduğu bir muhit. polis geç geliyor. araçla bir dakikalık mesafe. tecavüze uğramış bir kız bir dakikada neyini toparlayacak da nereye gidecek, ne kadar uzaklaşacak?

komşular mı? üzülmüşler, izleyerek üzülmüşler. halbuki görgü tanığı oldukları anda fotoğraf çekebilir, hemen parka inebilir, ortalığı ayağa kaldırabilirlerdi donup kalmak ve sadece polisi aramak yerine. ama insanlardaki hırlı mıdır hırsız mıdır, başıma bir iş gelir mi, bok yoluna gitmeyeyim korkusu vicdanlarını ve eylemlerini geriye çekiyor. insanın canı tatlı tabii.

bu noktada kızın mini etekli olması sadece bir durum, bir yandan da tecavüz edecek kişinin işini kolaylaştırdığı gerçek, her mini etek giyen tecavüze uğrayacak diye bir koşul olmadığı gibi mesela kot pantolonla tecavüze uğradığınızda bunu açması zor nasıl engel olmadın diye soruşturuyorlar ecnebi memleketlerde, yani mini etek giydiysen adam kesin zanlı oluyor. bu adamların zihniyetinde ise tam tersi, mini etek giydin ve birazdan coşkun gelecek. kot pantolon giyeni ise yazık vah vah diye karşılıyorlar. kız namusu ile giyinmiş ne de olsa.

tecavüz değerlendirmelerinde sırf şu kadar bilgi bile din adamlarının akıldan, mantıktan ne kadar uzak olduklarını gösteriyor. aptallığın, saçmalığın saçılmasının vatanı, milleti olmuyor.

(20.01.2011 15:33)

kadınların birbirini çekememesi

 çekilmez bir dert. schadenfreude ile de taçlanır. kişiliği oturmamış, kendine güvensiz kadınlarda görülür. tüm kadınlar böyle olsaydı kadın neslini ellerimle imha ederdim. o nedenle kendine güvenen, özgüveni olan kadınlarla arkadaşlık ediniz.
(02.04.2011 20:08)

Fatmagül'ün suçu ne

 Hakkında yazdığım tek yazı:


aslında çok doğru düzgün izliyorum sayılmaz. ilk başlarda zengin olanın varlığı ile yaptığı pisliği kapama şovu yapıldığından tiksinmiştim. evdekilerin izlemesinden aşinaydım. gelin görün ki tecavüz sahnesinde bulunan, yani sadece varlık göstermiş birisine bile mütecaviz kişinin bırakın aşık olup sevmeyi, etrafında bir yerlerde olmasını bile istemez. senaryo o anlamda baştan sıçmış durumdaydı benim için. sonra insanların gözüne tecavüzcüden bakın nasıl da güzel koca olur fikri sokuldu.

bu diziyi sırf a sınıfı izleyici seyretmiyor. dizide olan bir sürü karakter saçmalatmasına, abuk subuk tesadüflere, kağnı hızında ilerlemeye rağmen izleyen, ne diyoğ siz tüğkleğ, klas izleyici de bu diziyi izliyor. sebebi ise tüm saçmalıklarına rağmen insanın içine dokunan fatmagül karakteri, onun ağzından çıkan çok basit bir söz bile aynı mağduriyeti yaşamış kişilere bir ayna oluyor, orada kendilerini görüyorlar. beren saat'in oyunculuğunu öveceğim hiç aklıma gelmezdi açıkçası. sumru yavrucuk ve beren saat olmasa bu dizideki kukla karakterlerle dizi batmıştı, ben söyleyeyim.

yalnız fatmagül'e yazılan roldeki bazı tutarsızlıklar var, yer yer bunları yaşamış biri olarak çok sakin ve kabullenici kalabiliyor. mesela televizyondan içeri sete girebiliyor olsaydım o deniz'in kafasını saçından tutup duvara çarpa çarpa patlatırdım... yol yordam bilmeyen iyi niyetli ama şımarık kız çocuğu eksikti zaten dizide. hayırlı oldu. iyi niyet nasıl zarar verebilir ki sorusuna sahip arkadaşlara bu karakteri gösterebiliriz. hele o mutfakta peşine takılıp vır vır vır konuşma sahnesinde gerçek hayatta olamayacak bir enstantane vardı, biri vırvırvır bilmek istiyoruğğğmmm diye beynimi sikecek, zaten yaralıyım, ben ise ocakta sakin sakin bir şeyler yapıp tüm vırvırı dinleyip sadece 'hala acı çekiyorum,' diyeceğim. yallaannnnnn söylüyorsunnnn. gerçekten olmamış o sahne, bari sesini yükseltseydi, fenalaşıp yere yığılsaydı bağırırken hala ay fatmagül'e bişi olduuuğğ diye haykırırken ebe nine buna güzel bir ayar çekseydi gerçek hayattan bir kesit izlerdik. o sahnedeki gerilim bu olmalıydı, iyi niyetli ve şımarık kızın meraklı soruları değil... herkes sadece ona gerildi, kıza dalmak istedi, fatmagül'e verilen rol zayıf bile kalmadı, silindi. çeki düzen verin kardeşim şu diziye. para istemez.

bir yandan bu kadar saçmalığın içinde ellerinden geldiğince insanların nasıl farklı dinamiklere sahip olduğunu,nasıl değişebileceğini göstermeye de çalışmışlar. mesela dizinin en pislik karakteri erdoğan gidiyor doktor bir kızceğize safça aşık oluyor. pisliğin önde gideni olan, kafasında kırk tilki dolaşan erdoğan'ın düştüğü hale bak. bir yandan çok yapay ama bir yandan da gerçek. çevrenize bakın, en pislik adamın bile sevdiği değer verdiği bir ailesi olabiliyor, erdoğan'ı öyle bir karaktere çekecekler sanırım. eminim doktor bununla ilgilenmiyor, reddediyor, erdoğan çok üzülüyor, ay kız keşke sevgilisi olsa diyen birçok yurdum insanı olma ihtimalini hiçe saymıyorum. vural'ı iyi kötü ve kerim'i mükkemmel bir şekilde aklayan senaryo sırayı erdoğan'a vermiş, burada pembe hayal insanı seyircisi dediğim gibi düşünürken gerçekçi seyirci erdoğan'ın bile tecavüz olayını itibarını sarsan, örtülmeye çalışılan pislik bir mevzu olarak görmekten sevdiği kıza olan saf aşkı ile belki, bilemem, vicdan azabı duyması, gerçekten vicdan azabı duyması. selim'den ise ümidi kestim ben, yavşak yancı tipi sürdürmüşler gördüğüm kadarıyla. diziden bana telif versinler nan. resmen yerlerine yazıyorum. hem bak daha çok insana ulaşır. garantisi 10 yıl.

en pislik erdoğan deyince aralardan gelen münir seslerini duymadım değil, münir en çamur kategorisinde yarışıyor. birinciliği de o dalda. bir insan bu kadar mı pis işe bulaşır arkadaş ya?

erdoğan şöyle böyle de o hilmiye karakteri nedir arkadaş? kadını panter emel'e çevirdiler. ne kadar ılımlı ve sakin bir kadındı, perihan üzerini örtmeye çalışırken nasıl da sakladığı için acı çekiyordu, şimdi roller değişmiş. araları izlemediğim için nasıl bu hale geldiler bilemiyorum.

ve daha bir sürü şey yazacaktım, hmm. bu akşamki bölümde kadın örgütlerinin görünmesini olumlu buldum. ne versen alan seyirci dayanışma tohumlarını da alır, bunun için örgütlere daha çok yer vermelerini beklerim. katılmalarına populist diyenin de ağzını burnunu kırarım. siz hala çevrenizdeki üç beş kişi ile dönün durun.

fatmagül örgütlerle dayanışsın, gitsin mor çatı'ya kadınların hikayesini dinlesin, diğer tecavüz mağdurları ile görüşsün, mevzu iyice derinlik kazansın, uçan süpürge'de konuya dikkat çeken bir filmi izlesin mesela. bugün bir tek cüneyt özdemir'i yakaladım, madem medyanın gücü sokulacak, o zaman bugün dizide bahsettikleri n.ç. kararına da ekipçe temyiz davası açsınlar, kıza destek çıksınlar, korusunlar. dizide de aralara girer gelişmeler. daha küçücük, gerçek bir tecavüz mağduruna da ışık vermiş olurlar. yaptıkları işin samimiyetini de ispat ederler böylece. evet, böyle bir ispata ihtiyaçları var. birtakım kendini bilmez insanlar reyting dışında bir şeyler görmek istiyor.

yalnız bu dizide kahkaha atacağım hiç aklıma gelmezdi, reşat yaşaran'ın selim ve münir'le ofisinde, selim'e erdoğan'ı arattırıp delirdiği sahne:

selim - erdoğan'ın telefonu kapalı
reşat y - umarım cehennemin dibindedir de telefonu oradan çekmediği için kapalıdır

çok gerdik güldürelim dediler herhalde. bende işe yaradı.

(18.11.2011 02:25)

Sağlık köşesi: Göz

Gözlerimiz hepimiz için çok değerlidir, değil mi? Mikrop kapsın, arpacık çıksın, o olsun bu olsun istemeyiz. İşte bir gözümün yarı kapanmış olduğu bir gün göz doktoru koltuğunda doktorum bana göz konusunda hayatımın öğüdünü verdi. Hayatımın diyorum çünkü Mayıs 2010'dan beri bende ne bir arpacık, ne bir sorun...


Peki neydi bu öğüt? Haftada bir kez banyoda gözlerimi bebe şampuanı ile yıkamam. Neden bebe şampuanı? Gözleri yakmasın diye. Ben ne yaptım? Canım gözlerim diye gittim alerjik bünyelere uygun bir şampuan olduğu iddia edilen ve eczacımın önerisi olan Organicare aldım, Organicare yabancı isimli yerli bir marka.


Sonra ne oldu?


 alerjik bünyeler için üretilmiş bir bebe şampuanı. yalnız benim bildiğim bebe şampuanı göz yakmaz, değil mi? bu şampuanı, daha doğrusu herhangi bir bebe şampuanını göz doktorum özellikle gözlerimi temizlemem için önerdi, yoksa yaşım 3 falan değil. ama yaşım kaç olursa olsun bu şampuan gözümü inceden bir yakıyor be can. o sabilerin gözlerine kim bilir ne yapar... 


(04.07.2010 14:19)




Bu oldu. Almışım o kadar para verip, gözlerim yana yana kullandım. Sonra geçenlerde bitti. Yeni bir bebe şampuanı ararken gözüme Komili Bebe Şampuanı takıldı, yeşil ambalajlı, zeytinyağlı, zeytinyağını nerede görsem cazip gelir, bu şampuanı seçtim. İyi ki de seçmişim! Dün ilk defa denedim ve gözlerim yanmadı! Benimkiler yanmadıysa kimseninki yanmaz. 


Bu acayip işe yarayan önerisi için doktorum Maryo Cenk Kohen'e teşekkürü bir borç bilirim.






Atatürk koltuğunu yatırmazdı

Moderasyon bir ara Türkçe öğrensin, iki kelam edeceğiz diye o dönem yatabilen koltuklar olmadığından Atatürk'ün yapamadığı eylemin ifadesi mi yazalım? 


O zaman sözlükte yazmayın demişti biri, yazmıyorum zaten. Peh!

atatürk koltuğunu yatırmazdı
 *

çünkü o dönem henüz yatabilen koltuklar icat edilmemişti.
silen: x @ 27.12.2011 22:14:04 | sebep: "tanım, tanım devamı, örnek, alıntı ya da bkz değil" gerekçeli ispiyon
(14.05.2011 15:51)
#23498375 ...  X 

karakalem

Biraz da güzel şeylerden bahsedelim mesela, kitaplardan.


Karakalem sözlükten tanıştığım Ceren'in ilk kitabı, malesef kitabevine gidip kokusunu içimize çekip alamıyoruz şimdilik. Sadece idefix'te var. 


Kendime not olsun diye buraya yazıyorum, kitap minik minik öykülerden oluşuyor, Ceren biri hariç öyküleri okuyup görüş bildirmemi bekliyor. Birini de ben etkilenir üzülürüm diye istemiyor, halbuki ben insanların üzüleceğimi düşündüğü pek çok şeyden etkilenmiyorum, hatta yüzeysel buluyorum, kitaptan hariç bir yorum bu, televizyonda annesi yeni ölmüş bir kızın annesinin gösterildiği sahne, beni zerre etkilememişti, çok enteresan ama Behzat Ç.'de Tekin'i toprağa verirlerkenki sahne de hüngür hüngür ağlatmıştı. İnsana nerede neyin dokunacağı hiç belli olmuyor. Her şey detaylardan dokunuyor insana.


Bu kitapta bana, sana, ona ne dokunacak bilmiyorum. Edinip okuyunca paylaşırım. Hatta okuyan olursa paylaşsa ne güzel olur, ilk kitabı, çok merak ediyor, içi içini yiyor, söylemese de biliyorum.


http://www.idefix.com/kitap/karakalem-gulsel-ceren-gunes/tanim.asp?sid=KDV3YAWGP4GRD1R9D5GN